Ketojenikle Barışmanın Yolları

Yazmıyorsak gerçekten üşenmekten veya sallamaktan değil, ilginç bir şey yemediğimizden.

Biraz kestirme olsun, biraz da düşük karbohidrat beslenmek düşük kalori beslenmekten daha kolay diye ketojenik besleniyoruz. E haliyle yediğimiz şey bolca yeşillik, biraz yemiş, bir de et balık. Öyle güzelim meyveli soslar, rengarenk salatalar, makarnalar falan olmayınca da yazıp paylaşası gelmiyor insanın. Yani ben aslında yine yazar yine paylaşırım da siz sıkılırsınız. “Bugün ne yaptık biliyor musunuz? Tavada tavuk, yanında da yeşil salata.” Zamanınıza yazık olur yani!

Gerçi böyle şikayet ettiğime bakmayın, yine sıkıldıkça deniyorum bir şeyler. Hatta günlük beslenmemizden yaptığımız tatlıdan çok daha sık ketojenik tatlı yapar olduk. Tatlandırıcı kullanmayı normalde tercih etmesem de bu süreçte geçici olarak kullanıyorum. Çünkü çeşitlendirecek, monotonluktan çıkaracak atıştırmalıklara ihtiyaç duyuyorum.

Neyse, işte bugün sizle 3 ketojenik atıştırmalık paylaşacağım.

Panna Cotta

Panna Cotta bildiğiniz pişmiş krema demek. İtalyanca. (Yalnız ben düşünüp duruyorum panna ile crema arasında ne fark var acaba diye. Teorim kremanın daha böyle krem şanti gibi, pannanın daha kıvamlı olduğu yönünde ama tamamen sallıyorum, belki bir bilen söyler.) Krema ketojenikte serbest. Genel olarak sağlıklı yağları tercih etmeye dikkat tabii ama arada krema da olur (sonuçta işlenmiş yağ değil).

300 g Krema, 1 yemek kaşığı tatlandırıcı (erythritol kullanıyorum, ketojenik beslenmiyorsanız şeker koyun tabii), zevkinize göre vanilya özütü, 4 yaprak jelatin. Jelatinleri ıslatın, kalan malzemeyi bir tencerede ısıtın. İyice ısınıp şeker eridikten sonra jelatini ekleyin, eriyene kadar karıştırın. Jelatinin kaynamaması lazımmış aklınızda olsun.

Üstü için başka meyveler de tercih edebilirsiniz tabii ama ben yabanmersinini cezvede hafif yumuşayıp sulanana kadar pişirdim. Üstüne yarım limon suyu sıkıp sıcak sıcak üstüne döktüm. Sıcaklı soğuklu yemek hoşuma gitti. Ama tercih ederseniz dolapta soğutabilirsiniz. Eğer ketojenik beslenmiyorsanız daha bol meyve ve azıcık nişasta ile güzel bir kıvam elde edebilirsiniz. Bu arada misafir için yaptığım şekerlinin tadına baktım da, baya baya güzel oluyor!

Protein Bar

Her ne kadar diyette de olsa insanın canı bir şeyler atıştırmak istiyor işte. Aralarda da tahıllı bar yemek çok kolay, ama ketojenikte tahıl yok. Ben de şu soldaki protein barı yaptım.

İlk deneme için fena değil ama daha sevdiğim tatlarla üstünde oynamam gerek. Malzemerli gramla veriyorum çünkü tartarak yapıp porsiyon başı değerlerini hesapladım. Sizin de işinize yarar belki.

70g badem ve 60g pekan cevizini irice doğrayın, 50g chia tohumu, 20g hindistan cevizi rendesi ve 30g protein tozu ve 25g erythritol ekleyin. Tarçın, yenibahar, azıcık tuz veya istediğiniz başka baharatlarla tatlandırın. Minik bir tencereye 40g badem ezmesi, 30g hindistan cevizi yağı, 15g erytritol, 125g hindistan cevizi sütü, 15g da %100 çikolata ekleyin ve hepsini eritip karıştırın. Katıların üstüne döküp, iyice karıştırıp borcamda 160 derecede sertleşene kadar pişirin. Soğuduktan sonra 10 porsiyona bölün.

Kurupasta

Şimdi gelelim en önemli tarife. Benim canım genelde tatlı istemez, tuzlu ister nasıl olsa. Bu tarif can kurtaran gibi oldu! Üstteki fotografta sağda görebilirsiniz.

200g badem unu, 1/2 paket kabartma tozu, 60g zeytinyağı, 2 yumurta (sarının veya beyazın birini üstü için ayırın), 50g biber salçası, yarım çay kaşığı (3g) tuz. Rende parmesan da çok yakışıyor ama bu sefer koymadım. Hepsini karıştırıp kurupasta şekline getirin (22 parça) ve bir yumurta sarısını üstüne sürüp susam, çörekotu, haşhaş tohumu… 160 derece fırında sertleşene kadar pişirin.

 

For English version click here!

No Replies to "Ketojenikle Barışmanın Yolları"

    Leave a reply

    Your email address will not be published.

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.