Ormana Yolculuk Notu: Yabani Sarımsak Zamanı

Nisan ayı demek yabani sarımsak zamanı demek. Unutmuştum ama Mide Lobisi’nden Deniz hatırlatınca geç kalmadan toplayalım istedik. Nisandan hazirana kadar ormana yolunuz düşecekse gözlerinizi açık tutun!

Yabani sarımsak dedim ama… Yabancı ülke yozlaşması olsa gerek, yabani değil vahşi sarısak diyesim geliyor hep. Bilimsel adı allium ursinum yani ayı sarımsağı. Yabancı dillerde de ayı sarımsağı diye geçer (Fransızca ail des ourses, İngilizce bear’s garlic ya da ramsons). Neden biliyor musunuz? Çünkü Avrupa boz ayıları bunun soğanlarına bayılır, kazar kazar yerler! Sadece ayılar da değil aslında yaban domuzları da bayılırmış buna. İkisini de sarımsağı toplayıp yerken görmedim, tabii ki. Görsem de arabanın içinde falan olmadıkça izleyecek kadar durur muydum emin olamadım şimdi. Hayvan düşkünlüğüm kal bak derken karşımdakinin ayı ya da yaban domuzu olması ağır ağır uzaklaş derdi de ben hangisini dinlerdim bilemedim. Alakasız not, böyle bir hayvanla karşılaşırsanız ne yaparsanız yapın kaçmayın derler. Ormanın en yavaş hayvanı bile insanı ağır tempoda yakalayabilecek kadar hızlı. Ve yalnızca avlar kaçar!

Neyse işte baharın gelmesi demek yabani sarımsak demek diyordum. Yaşadığımız yer açısından çok şanslıyız. Cenevre’nin kıyısında, Fransa’nın Alpler bölgesinde bir yerleşim bölgesindeyiz, ama evimize 200 metre mesafede tarlalar ve uzunca bir koru var. Tarlanın yanından minicik hep çamurlu bir patikayla dere kenarına iniliyor. Derenin birkaç geçilebilir noktası var, onlardan birinden karşıya geçince de daha büyük bir koruya ulaşılıyor. İşte o koruda geçen sene Mickey ile yürüyüş (çıkış inişleri sayarsak aslında mini hiking) yaparken yaşlı bir Fransız’la tanışmıştım ve o keyifli sohbet/yürüyüş sırasında adam bana bu sarımaklardan bahsedip benimle bunların olduğu yeri paylaşmıştı! Daha sonra oralarda Alp’le birçok defa yürüdük ama yaz geldiği için sarımsak toplamamıştık. Bu sefer toplayıcı olarak yola çıktığımız için ilk hedef işte o amcanın gösterdiği bölgeydi.

Dereyi geçer geçmez sarımsak kokuları gelmeye başladı. Yabani sarımsağın olduğu bölgelerde bu kokuyu almanız çok normal. Aradık taradık, bulamadık. Bulamazsak dönüşte tekrar ararız diye amcanın bölgesine geldik. Ama sarımsak yok… Onun yerine biraz yabani soğan bulduk ama tanımadığımızı için bıraktık. En son ayrılıp aramaya başladık ve voilà! Bu arkadaşlar bir ağacın dibine zulalanmış, saklanıyorlar!

Biraz topladık ama çok yoktu, kökünü kurutmayalım diye gerisine dokunmadık, tabii ki! Biraz daha dolaştık ama başka bulamayınca geri döndük. Dere kenarında koku aldığımız yerde birkaç tane daha bulduk. Bu sefer bahçeye ekmek için birkaç tane soğanlarıyla aldık. Geçen sene ektiğim birkaç tane tutmamıştı, umuyorum bu sene daha mutlu olurlar!

Önemli Not

Size önemli bir not: bu sarımsağa benzeyen ve zehirli olan birkaç bitki var. Örneğin mayıs başında çıkan ve küpeli küpeli çiçekleri olan mügenin yaprakları buna benzer ama zehirlidir. Başkaları da var ve her sene birkaç kişi dikkat etmeyip zehirlenir. Ucunu koparttığınızda açık ve net sarımsak kokusu almıyorsanız ağzınıza atmaya kalkmayın! Daha önce de dediğim gibi, etrafında gezinirken dahi sarımsak kokusu alabileceğiniz kadar güçlü bir kokusu var. Korkacak bir şey yok ama dikkatli olmakta fayda var.

Yabani Sarımsaklı Tereyağı

2 saatlik yürüyüş sonunda istediğimiz kadar çok toplayamadığımız için sarımsaklı tereyağı yağmaya karar verdik. Bu kısmı kolay, biliyorsunuz. Oda sıcaklığındaki tereyağına (tuzsuzsa) tuz ve yabani sarımsak ekliyorsunuz ve spatulayla karıştırıyorsunuz. Şimdi sarımsak az olduğu için çekmek zor olabilir, ki bizde oldu, spatula yerine el blenderı ile karıştırmak hem sarımsakların parçalanmasına hem de tereyağıyla karışmasına yaradı. Tereyağı çok güzel, iç açıcı bir yeşile dönüştü. Bu arada yine bir not, eğer yabani sarımsak bulamıyorsanız aynı şeyi taze sarımsakla da yapabilirsiniz!

Bu şekilde oda sıcaklığına getirilen tereyağları çok uzun süre dayamıyor. O yüzden az miktarda yapmanızı veya büyük bir kısmını buzlukta tutmanızı öneririm. Ben yukarıdaki gibi uzun ince bir rulo yapıp streçleyerek buzluğa atıyorum, tek seferde bitecek şekilde ince bir dilim kesip çıkartıyorum. Bu tür tereyağları özellikle taze ekşimayalı ekmekle harika oluyor. Alaska tarifiyle bu tereyağı (veya Espelette biberli tereyağı) bir araya gelince koca ekmek bitebiliyor!

Anlatmadan geçemeyeceğim Espelette biberi Fransa’nın Bask bölgesinde (Pireneler civarı) Espelette isimli bir yerde üretilen, bölge korumalı bir biber. Çok acı değil, Scoville 4 seviyesinde. Ama zaten özelliği acılığı değil. Biber güneşte kurutulduğunda aşırı yoğun bir lezzet kazanıyor. Zeytinyağı ve Espelette biberi ile ton balığı, biberli omlet veya daha da iyisi Espelette biberli tereyağı ile Bayonne jambonu veya herhangi bir çiğ/füme jambon!.. Denemediyseniz ilk fırsatta denemenizi şiddetle öneririm. Neyse, konumuz biber değil sarımsaktı zaten. Bağlayayım artık, değil mi? İşte bu yabani sarımsaklı tereyağı da şöööyle bir kahvaltı yaptırdı bize.

 

For Enlish version click here!

No Replies to "Ormana Yolculuk Notu: Yabani Sarımsak Zamanı"

    Leave a reply

    Your email address will not be published.

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.